• https://www.facebook.com/nedim.taktak
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/nedimtaktak
Sosyal Medyada Nedim TAKTAK

















İş başvurularınıza Neden Dönüş Alamıyorsunuz

Dedikodulara bakılacak olursa, şirketler kariyer sitelerindeki ilanları aslında seçme yerleştirme yapmak için değil de reklam olsun diye veriyormuş. Kulağa mantıksız gelmiyor, neticede yıllık sözleşme yapıyorlar ve çoğu firma sınırsız ilan hakkı satın alıyor. Firma logosunun sürekli insanların karşısına çıkması reklamsa, al sana bedava reklam. Başka bir dedikodu diyor ki, ilanı laf olsun diye veriyorlar, zaten işe alınacak kişiler belli. Bunun akademik dünyada gerçekten yaşandığını gördüm, kurumsalda görmedim bir şey diyemem. Daha yaygın bir söylenti ise, ilanların aday havuzu oluşturmak için verildiği yönünde.

Bana mantıklı gelen bu, olabilir. Acil bir ihtiyaçta el altında uygun CV olsun diye düşünülebilir. Daha önce İnsan Kaynakları departmanında çalıştığım firmalarda bunların hiçbirini deneyimlemedim. Benim yaşadığım daha çok şöyleydi: İlan varsa görüşme de vardır, uygun aday varsa işe alım da vardır. Yani, olması gereken. Bu yüzden kıymetli meslektaşlarımın aksi yönde yorumları ve deneyimleri varsa öğrenmeyi çok isterim. Zira istiyorum ki bu sorunu açıkça ortaya koyalım ve bir çözüm bulunabiliyorsa bulunsun. Her gün, umutsuzca iş arayan insanlardan mailler alıyorum. İnsanlar cidden çok uzun süreler boyu, oldukça da ciddiyetle ve bunu bir iş gibi görerek iş arıyorlar. Eskiden “iş aramak da bir iştir. iyi çalışırsanız mutlaka iş bulursunuz” diyorduk, şimdi ne desem bilemiyorum ben de. Çünkü hem politik ve ekonomik durumlar hem de kümülatif bir şekilde büyüyen işsizler ordusuna her sene binlerce yeni mezun da ekleniyor. İstihdamın artması gerekirken, her gün başka bir büyük markadan/holdingten küçülme haberleri geliyor. Umut işsizin ekmeğiyse isterim ki umutlarını yitirmeden arayışlarını sürdürebilsinler. Bu umut için gereken şey, başvuruların boşuna olmadığını, o kariyer sitelerinin diğer ucunda gerçekten etten kemikten insanlar olduğunu, CV’lerin incelendiğini, uygun adaylarla mülakat yapıldığını ve torpil morpil olmadan işe alımların tamamlandığını bilmek.

Ve iş arayışında olan sevgili adaylar, biliyorum yorgunsunuz, biliyorum umudunuz kırıldı, biliyorum hayalleriniz var ancak onlara ulaşıp ulaşamayacağınızı bilmiyorsunuz; yine de biraz daha gayretle, her gün bir önceki günden farklı bir şey yapmayı bırakmayın n’olur. Aynı kapıyı hep aynı şekilde çalarak içeri giremezsiniz. Ya her gün farklı bir kapı çalacaksınız, ya da aynı kapıyı farklı şekillerde çalacaksınız. Çünkü o kapıların her birini çalan her gün sizin gibi binlerce kişi var. Bu nedenle iş arayışında yaratıcılık+kararlılık+kendini bilmek olmazsa olmaz.

 

Başvuruları olumsuz değerlendirilen adayların ortak özelliklerine baktığımda gördüğüm birkaç noktayı paylaşacağım ki, o kapıları çalarken elinizde daha kuvvetli özgeçmişler olsun.

  • CV’nizde önceki tecrübelerinizin detaylı şekilde yazıldığından emin olun. 1829. kez yazacağım: Özensiz CV iş kaybettirir! Karşı tarafın, sizin tam olarak hangi görev tanımıyla çalıştığınızı ve neleri başardığınızı bilmesini sağlayın.
  • Mükemmel işi aramayı biraz öteleyin. Eskiden, zihnimde bir ayakkabı tasarlardım rengiyle modeliyle topuk tarzıyla ve saatlerce dolaşıp o ayakkabıyı bulmaya çalışırdım. Sonuç: Bulamadı! Sonra daha mantıklı bir şey yapmaya karar verip, mağazalarda gördüğüm, ihtiyacım olan tarzda, fena değil dediğim ve giydiğimde rahat ettiğim ayakkabıları almaya başladım. Böylece artık ayakkabısız kalmıyorum. Zihnimde tasarladığım o eşsiz ayakkabıyı tesadüfen bir yerde görürsem de alıp ekstra mutlu oluyorum. İş aramak da biraz böyle bence. Hayalinizde elbette bir iş var, mutlu olacağınız, arkadaşlarınızı yöneticinizi, ekibinizi seveceğiniz, dolgun maaşlı, özel sağlık sigortalı, spor salonlu, evinize 15 dakika uzaklıkta, arabanızın modelini seçebileceğiniz, sınırsız akaryakıtlı, yüksek limitten yemek kartı olan, esnek çalışma saatli, uzaktan çalışma modelli, bol primli bol hediyeli… Liste daha uzar, hayal değil mi sabaha kadar oturur zorlarım hayal gücümün sınırlarını. Sonra da sabah olur ve gerçek dünyaya uyanırım. Kısaca demeye çalıştığım şu, hayal ettiğinizin bir kısmına da olsa sahip olan bir iş fırsatıyla karşılaşırsanız değerlendirin. Temel değerlerinizi belirleyin, en olmazsa olmazlarınızı ve iş arayışınızı buna göre şekillendirin. Gelecekte tüm hayallerinizi karşılayan bir fırsat karşınıza çıkabilir, bugünkü önceliğiniz iş bulmaksa tabii… CV’sinde uzun zamandır çalışmıyor olarak görünen kişilerdense çalışmakta olan adaylar daha fazla tercih ediliyor. Bence bu biraz da evli kadın/erkeklerin daha çekici olması durumuna benziyor. Yani, “onaylanmış” bir aday olma hali. Kariyer sitelerinin çoğunda, işveren tarafında CV’ler filtrelenirken “çalışıyor/çalışmıyor” seçeneklerinden biri işaretlenir. Eğer çok acil bir pozisyonsa ve adayın ihbar süresini beklemekle vakit kaybedilemeyecekse ancak o zaman “çalışmıyor” durumda olan adaylar tercih edilebilir. Bu yüzden eğer, freelance veya yarı zamanlı bir işiniz varsa bunu şu anki iş tecrübeniz olarak yazabilirsiniz.
  • CV’deki rütbe kayıpları dikkat çekebilir. Kronolojik olarak bir iş yerinde Müdür olarak çalışırken bir sonraki iş yerinde Asistan olarak çalışıyorsa olumsuz algılanabilir. Elbette küçük denizde büyük balık olmakla büyük denizde küçük balık olmak arasında farklar olabilir. Bir KOBİ’de Müdür olan kişi, lider ve kalabalık bir firmaya daha alt pozisyondan girebilir ancak bunun bir sınırı vardır. Denizin dibine çakılmakla bir alt pozisyona geçmek arasında fark var. Eğer CV’nizde böyle bir durum varsa bunu iş tanımında kısa bir notla veya önyazıda açıklamaya çalışın.
  • Ne iş olsa yapan aday olmayın. Her işi yapabilen birisi olmak kulağa hoş gelse de, CV’yi inceleyen kişi için kafa karıştırıcı olabilir. Örneğin, İnsan Kaynakları Uzmanı ilanına başvuran birisi daha önce İnsan Kaynakları Asistanı, Müşteri İlişkileri Uzmanı, Sosyal Medya Yöneticisi, Pazarlama Asistanı olarak çalışmış ise, onun yerine CV’sinde tamamen İnsan Kaynakları tecrübeleri olan bir aday tercih edilebilir. (Bir İK’cı her işi bilmelidir tezini savunsam da bunun için her işi yapmak gerektiğini düşünmüyorum.) CV’nizde geçmişte yaşadığınız zihin bulanıklığının izleri olabilir özellikle yeni mezunken ve henüz ne istediğini bilmiyorken denenmiş farklı alanlar elbette olabilir. Bu durumda CV’yi ilana göre yeniden düzenlemenizi öneririm. Hangi alanda bir başvuru yapıyorsanız, geçmiş işlerinizde departmanınız farklı olsa bile, başvurduğunuz pozisyonla ortak yetkinlikler neler olabilir, bunları düşünüp o kısımları parlatmaya özen gösterin. Örneğin, Pazarlama departmanına başvuruyorsanız ve daha önce Satış’ta tecrübeniz olduysa, ilanda yazan gerekli becerilerden hangilerini karşılayan işler yaptıysanız görev tanımınızda onları önceliklendirin.

 

Vaov yine okunmasını zorlaştıracak uzunlukta yazmışım, umarım birilerine faydalı olur. Bu yazıyı eğer bir cümleyle özetlemem gerekirse; aynı kapıyı aynı şekilde çalmaya devam edip kapının açılmasını beklemektense, fark yaratmaya ve rakiplerinizden bir adım öne geçmenin yollarını bulmaya bakın derim.

Selin Yetimoğlu