• https://www.facebook.com/nedim.taktak
  • https://twitter.com/nedimtaktak
Nedim TAKTAK

















Wordpress

Doğruluk ve Dürüstlük

                 Doğruluk ve dürüstlük değerini vermeye çalışırken,bu değeri besleyen “düşüncelere  saygı, hoşgörü ve paylaşım” unsurlarının da ele alınması gerekli.Çünkü dürüst olmayan bir insanda sebep,bu değerlerin yoksunluğudur.
                 Mevlana’nın  ”ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözü ,dürüstlüğü açıklayan güzel bir cümledir.Başka bir deyişle dürüstlük;bir olayı,farklı yollara sapmadan,yalana,hileye başvurmadan olduğu gibi aktarmaktır.Dürüstlük,yalan söylemenin zıddı olan doğruluk ile ikiz kardeş gibidir ve birbirini tamamlar.
                  Eğitimde,yapması gereken bir ödevini yapmayan ya da görevini yerine getirmeyen bir öğrencinin,unuttum yapmadım,yapamadım demesi gerekirken,bilmiyordum,kalemimi kaybetmiştim,akşam evde misafir vardı gibi yalanlara başvurması,suçuna perdeler oluşturması,dolayısıyla  özellikle kendisine zarar vermesi,dürüstlük değerini daha da önemli kılar.
HIRSIZLIK
                 Aileleri en çok endişelendiren davranış bozukluklarından birisi de,çocuklarının çalması yani hırsızlık yapmasıdır.Burada olaya empati yaparak bakmalı ve çocuğun neden bu yola başvurduğunu anlamaya,öğrenmeye çalışmalıdır.Çünkü çalmanın ardında,direkt sahiplenme değil,daha başka durumlar yatmaktadır.Amacımız,böyle bir durumda çocuğa “doğruyu” söyletme ve neden kendisine ait olmayan eşyayı aldığının sebebini öğrenme olmalıdır.Bunu yaparken de,aşırı tepki göstermeden, çocuğu damgalamadan, taşıyamayacağı yükleri ona yüklemeden,onunla güzelce konuşarak olayı çözmeye çalışmalıdır.
YALAN SÖYLEME
                 Aileler olarak,yalan söyleme davranışını düzeltmenin en doğru ve etkili yolu;bilhassa çocukluk döneminde,masum ya da önemsiz diye tabir edilen yalanlardan dahi uzak durarak,model olma vizyonu ile hareket etmedir.Çok sık kullandığımız,çocuğa gideceğimiz yeri söylememek adına,”doktora gidiyoruz” demek,bir yere davet edildiğimizde gitmek istemiyorsak,”hastayım, halsizim” gibi yalanları söylemek,kendimizi anlatıp,egomuzu tatmin ederken,yaptığımız üç doğru şeyin yanına dördüncüsünü yalan olarak eklemek gibi.Bu yalanlar,çocuğa;”sen de gerektiğinde böyle yapabilirsin” mesajı verir ve çocuk,çocuk olduğundan buradaki ölçüyü bilemez ve yalan,hayatında yer etmeye başlar.Yaşanacak olan ergenlik sürecinde de içinden çıkılmaz,çözümü zor bir davranış bozukluğu olarak karşımıza çıkar.Aileler olarak,asla doğrudan ayrılmamak,yalanın en küçüğünü dahi yuvamıza  sokmamak  gerekir.
BİR HİKAYE
                   Çin’de bir öğretmen;ilköğretim öğrencileri ile,sınıf başkanını seçmek için değişik bir yöntem uygular;Sınıfa hitaben konuşur:
-Çocuklar;hepinize birer adet ağaç tohumu vereceğim,bunu toprağa ekecek,sulayacak,gübreleyecek ve bir ay sonra yetiştirdiğiniz ağacı getireceksiniz,boyu en büyük olanın bahçevanını sınıf başkanı seçeceğiz.
                  Tüm öğrenciler eve gider ve öğretmenlerinin verdiği tohumları toprağa eker,sulamaya, gübrelemeye başlar.Aradan bir hafta geçer,tohum toprağın dışına filiz vermeyince,bir çocuk hariç diğerleri bu tohum yerine daha çabuk filiz veren ve büyüyen başka tohumlar diker ve bunu büyütmeye başlarlar.Bir çocuk ise,bu durumu görür ancak diğerleri gibi hileye başvurmaz ve tohumu beslemeye devam eder.Bir ay sonra,öğretmenin karşısına geçer tüm sınıf.Bir çocuk hariç diğerlerinin tamamının bitkileri büyümüş,boy vermiştir.Öğretmen,bitkisi toprağın üstüne filiz vermemiş öğrenciye sorar:
-Senin neden bitkin büyümedi?
-Öğretmenim verdiğiniz tohum bu idi,verdiğiniz görevi yaptım,tohumu besledim ama durum bu.
                      Öğretmen sınıfa:başkanınız,bu arkadaşınız der.Tüm çocuklar şaşırır,O’nun bitkisi büyümedi,neden bu arkadaşımız diye merak edip aralarında konuşurlarken,öğretmen son sözünü söyler:
-Ben hepinize,bambu tohumu vermiştim.Bu bitki,ancak 5 yıl 6 haftada toprağın dışına filiz verir.Hepiniz başka tohum ekmişsiniz ve beni yanıltmaya kalkmışsınız.Tek dürüst olan bu arkadaşınız.Başkanlık O’nun hakkı.

DÜRÜSTLÜK ADINA  AİLELER NE YAPMALI
                    Değerler ve karakter eğitiminde ailenin model olduğundan bahsetmiştik.Doğruluk ve dürüstlüğün karakterde yerini  alması için,zemin ve olaylar hazırlanmalı.Bu olayların sonucunda dürüst olmadığı zamanlarda çocuğa,yaptığı hareketin ne gibi sonuçlar doğuracağı,kendisine ve topluma nasıl zarar verdiği anlatılmalı.Dürüst olduğu zamanlarda da mutlaka onure edilmeli, ödüllendirilmeli.Okulunda yaşadığı dürüstlükle ilgili davranış sorunları ile ilgili asla korumacı tutum sergilenmemeli.Sonucu ne olursa olsun dürüst olması gerektiği uygun bir dil ile söylenmeli.Sorun ile karşılaşıldığında mümkün olduğunca bu sorunu,kendisinin çözmesi için O’na fırsat verilmeli.

ERGENLER

 Ergen aileleri,çocuklarının;
*okul dersleri,
*okulda yaşadıkları,
*arkadaşları ve
*sosyal hayatları ile ilgili yaşadıkları sorunları kendilerine dürüstçe aktarmadıkları,olayın içine girdiklerinde kendilerine aktarılandan daha farklı sonuçlar ile karşılaştıklarını ve bu durumdan çok rahatsızlık duyduklarını anlatırlar.Ancak bu safhada yapılacak doğruluk-dürüstlük eğitimi,sadece durumu kurtarmak ve geçici çözüm bulmaktan ibaret olur maalesef.Çünkü ailelerde ergenlere yol göstermenin ve onları yanlıştan kurtarmanın yolu;”bence bunu böyle yapmamalısın,aksi halde sonuç seni üzebilir” demekten ibarettir.Hatta daha iyisi,çocukta etkili olacak,anne baba harici birisine (arkadaşı, akrabası,öğretmeni,vs) bunu söyletmektir.Ağaç yaşken eğilir sözüne binaen bu eğitim, ergenlik girişinden önce,erken yaşlarda yapılmalı.

SORUN ÇIKMADAN ÖNCE
                      Dürüstlükle ilgili hikayecikler okunmalı ve örnek olaylar hazırlanarak eğitim yapılmalı.Doğruluk ve dürüstlüğü nazara veren filmler-çizgi filmler izlenmeli.Dürüstlüğün,çok büyük bir kazanım olduğu anlatılmalı.Atatürk gibi önderlerin,tarih büyüklerinin hayatlarından örnekler verilerek,özendirilmeli.
 
EĞİTİMCİLERE DÜŞEN GÖREV
Eğitimci arkadaşlarımız da,öğrencilerine rehberlik yaparken doğruluk ve dürüstlüğün önemine dikkat çekmeliler.Durum ve sonuç her ne olursa olsun,doğruluk ve dürüstlükten ödün verilmemesi gerektiği zihinlere ilmek ilmek işlenmeli.

 Bünyamin ŞAHİN