• https://www.facebook.com/nedim.taktak
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/nedimtaktak
Sosyal Medyada Nedim TAKTAK

















Sessiz İletişim: Susma

Sessizlik ya da susma, istendik ve gerekli olduğu durumlar dışında insana çoğu kez sıkıntı ve bazen acı veren bir olgudur. Çok uzun süre susmak ya da başkalarının sürüp giden sessizliği dayanılmaz gerilimlere neden olabilir. Eşler arasındaki uzun süreli suskunluğun, kavgadan daha kötü olduğunu söyleyen psikologlar, insanlar arası ilişkilerde iletişim yokluğunun kötü bir iletişimden daha olumsuz sonuçlara yol açtığını gözlemlemişlerdir.





Çünkü tarafların açık olması koşuluyla, tartışmalı bir iletişim, en azından bir gizil güç olarak, ilişkilerdeki sorunların gelecekteki çözümünü de içerebilir. Bazı durumlarda, örneğin henüz tanışılan kişilere, ne söylenebileceğini bilmemek de rahatsızlık yaratır. Karşılıklı uzayıp gitmesinden korkulan bu sessizliği doldurmak için insanlar kendilerini bir şeyler bulup söylemek zorunda hissederler ve anlamsız söyleşiler yaparlar.

Oysa susma kişiler arası iletişimin önemli biçimlerinden ve ayrılmaz parçalarından biridir. Etkili bir yüz yüze iletişimin gerçekleşebilmesi için tarafların en azından susarak konuşanı dinlemesi gerekir. Susmadan bir başkasını gerçek anlamda dinlemek olası değildir.

Susmanın İşlevleri ve Tipleri

Susmanın/sessizliğin iletişimde çoğu kez farkına varmadığımız önemli bir yeri varsa, belli işlevleri ve buna göre oluşmuş tipleri de olmalıdır. Nitekim T.J. Bruneau, sözlü iletişimde sessizliğin susma devrelerinin işlevleri üzerinde durarak üç tip susma ayırt etmiştir: Psikolinguistik susma, etkileşimsel susma ve sosyokültürel susma.

Psikolinguistik Susma:

Konuşma süreci içinde sözlerin gerekli yerlerde ve değişik biçimlerde durdurulması ya da ayrılması olarak tanımlanabilir. Bu tip susmanın işlevi hem kaynağa hem de hedefe düşünme süresi sağlamaktır. Psikolinguistik susma, kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere ikiye ayrılır.

Psikolinguistik susma türleri nelerdir?

Kısa süreli susmalar daha çok dilin gramatik yapısından kaynaklanır. Uzun süreli susmalar zihinsel süreçlerle ilgilidir. Yaşantıların derinliği, bellekteki bilişsel malzemenin karmaşıklığı ölçüsünde susma süresi uzar.

Etkileşimsel Susma: Bu tip susma, kaynak ve hedef arasındaki etkileşimden doğar ve üç grupta incelenebilir.

Karar verme ile ilgili susma: Konuşmaya kimin başlayacağının iletiye nasıl tepki verileceğinin bilinmemesi gibi belirsiz durumlarda ortaya çıkar. Uzaması durumunda gerginlik yaratabilir. Çoğu kez tarafların birbirini tanımaması ya da aralarındaki statü farkının büyük olması bu tür susmaya yol açar. Kuşkusuz bu, iletişimin içinde yer aldığı kültür ortamı ile yakından ilgilidir.

Akıl yürütme ile ilgili susma: Hedefin, kaynağın söylediklerini anlamaya ve yorumlamaya, amacını kavramaya yönelik sessizliğidir.

Denetim kurma amacıyla susma: Dikkati çekmek ya da otoriteyi gerçekleştirmek için yapılır. Bu tip susma biraz sonra verilecek iletinin önemini vurgulamak için gerçekleştirilebileceği gibi, kişinin kendi önemini ve gücünü hissettirmek için başvurabileceği sessiz yollardan biridir.

Sosyokültürel Susma: İletişimde bulunan kişilerle değil, iletişimin içinde gerçekleştiği toplum ve kültürle ilgilidir. Bu nedenle kişisel tepkilerin boyutunu aşar. “Söz gümüşse sükût altındır” deyişinin egemen olduğu bir toplumda, suskunluk bazı durumlarda bilgeliğin (bazen de bilgisizliğini saklamanın) bazı durumlarda akıllıca bir önlemin ifadesi olabilir. Ayrıca geleneksel toplumlarda kadının erkekler meclisinde, küçüklerin büyüklerin yanında susması ve hatta kendilerine soru sorulduğunda bile sessiz kalmaları töresel suskunluk biçimine örnek oluşturabilir.

Susma Rastlantısal Değildir:

İşlevleri ve tiplemelerinin de gösterdiği gibi, susmanın ya da belli bir iletişim durumunda sessiz kalmanın değişik nedenleri vardır ve bunlar rastlantısal değildir.

Her susmanın, iletişimde değişik yorumlara ve sonuçlara yol açabilecek, kendine özgü bir anlamı vardır. Bazen kızgın olduğumuz için dişlerimizi sıkarak, bazen karşımızdakinin iletileri ilgimizi çektiği için dikkatle dinlemek için susarız, bazen sıkıldığımız için susar başka yerlere bakarız, bazen iletilen konuda bir noktaya takılıp düşündüğümüz ya da söylenenleri anlamadığımız için sessiz kalırız.

Bazı durumlarda suskunluğumuz kaynağı onayladığımızı, bazılarında ise onaylamadığımızı gösterir. Bazen söylenecek söz bulamadığımız için sessiz kalır ve huzursuz oluruz, bazen ve bazı kişilerle gerek olmadan ortak bir sessizlik ile anlaşır ve huzur duyarız.

Kısaca, iletişimde suskunluk değişik iletileri ya da yanıtları yansıtır. Bunların doğru anlamını belirlemede, iletişimin içinde yer aldığı ortamın ve taraflar arasındaki ilişkilerin özelliklerinin olduğu kadar yüz yüze iletişim durumunda yüz ifadeleri, mimikler, beden hareketleri ve jestler de yardımcı olurlar.

Oku.com