• https://www.facebook.com/nedim.taktak
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/nedimtaktak
Sosyal Medyada Nedim TAKTAK

















Eğitim Meselesinin Asli Unsurları

Nurettin TOPÇU “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabında okulu, bir “sosyal kurum” olarak ifade eder ve bu kurumun dört temeli olduğunu belirtir. “ders, öğrenci, okul ve öğretmen” şeklinde sınıflandırılan ana umdeleri şu şekilde açıklar:

1-DERS; hakikatlerin araştırılmasıdır. Teknik ancak ilimlerin tatbikatı olarak onlardan sonra ele alınır. Ders okumak, bazı hayati faydaları sağlamak için bir vasıta değil, hakikatler peşinde koşmak için başlı başına bir gayedir.
2-TALEBE; hakikatler peşinde koşmayı meslek edinen insandır. Gayesi manevi olgunlaşma olan bir mesleğin insanıdır, mekteplerin diploma müşterisi ve istikbalin mevkii dilencisi değildir. Disiplinin kâinattaki nizam gibi bir zaruret olduğuna inanmış, diğer içtimai sınıf insanlarına örnek olacak kabiliyette bir üstün insan namzedidir.
3-MEKTEP; millet mektebinin dışında yer alacak özellik ve yabancılık tanımayan, kutsal çatısı altında siyasete asla yer vermeyen, muallimin ilmi ve ahlaki otoritesinden başka hiçbir otorite tanımayan, ruhları huzur içinde birleştirici, disiplinin barındığı ideal çatıdır. 
4-MUALLİM; insanoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insandır. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın, her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Yalnız kaldığımız yerde yalnızlığımızın mesulü de odur. Muallimlik para değil ruh işidir. Muallim sadece bir memur değildir, belki genç ruhları kendisine mahsus manada bir örs üstünde döverek işleyen usta bir demircidir.
Devlet adamı muallimin emrinde bulunduğu müddetçe cemiyet ikbal halinde yaşadı. Muallim, devlet adamının bendesi olduğu zaman cemiyet bozuldu, felaketler baş gösterdi. Evvela muallimin meslek insanı olması, muallimliğin bir meslek haline gelmesi lazımdır. Muallim doktor olamaz, lakin doktor muallim olabilir. Muallim avukatlık yapamaz, fakat avukat muallimlik yapabilir. Muallim tüccar değildir, ama tüccar muallim olur. Çünkü bütün bu insanlar birer mesleğin insanıdırlar, yalnız muallim mesleksiz insandır.
TOPÇU, muallim bahsini uzunca açıkladıktan sonra bir muallimde bulunması gereken vasıfları şöyle sıralar:
1-Muallim, en doğru ve en güzel hayat örneğini yapar, hazırlar ve bize sunar, biz de yaşarız. Bizim vazifemiz bu hayata anlayış katmaktır. Balını yemeyip yaptıktan sonra bize bırakan arının bu hareketini şuurlandırıp bir ideal haline getirirseniz, onda muallimi bulursunuz. O, ruhumuzdaki kat kat fetihlerin kahramanı ve şerefli sahibi olduğu halde, bu hayatı yaşamayı değil, ona hizmeti tercih etmiş fedakâr varlıktır.
2-Muallim, geçeceği yol bütün engellerle örtülü olduğu halde, buna tahammül etmesini bilen ve tahammüle âşık idealcidir. “Kime karşı olursa olsun, her düşmanlık, mutlaka kendimize düşmanlıktır” itikadını kalbimize muallim sokabilir. Tahammülsüzlüğün ve şikâyetin başladığı yerde, muallimlik davası biter. Muallim kaderin karşısına çıkardığı engellerle mücadele ederken, sonuna kadar nefsinden fedakârlık yapmayı göze alabilen cesur insan olmalıdır.
3-Muallimlik sevgi işidir ve ruh sevgisidir. Muallim halk gibi, her yaşayan gibi yaşayamaz. Öğrenciyi diploma avcılığından ilim yolculuğuna götüren ve onun ruhuna nakış nakış sevgi işleyen odur.
4-Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu doktordur. Muallim, insan olan varlığımızı alır, ona sonsuzluk dünyası olan ruhi hayat istasyonlarında yol alacak kudretin ve değerlerin aşısını yapar. Realitenin üstadı bizzat realitenin kendisidir, idealin üstadı ise muallimdir. Duygusal hazırlıkları yapılmayan zavallı masum ruhlara, âlemin bilgilerini doldurmak, onu harap etmekten başka işe yaramaz. Muallim, bizim bütün ruh yapımızın sanatkârıdır. Eserlerindeki hatalardan sorumlu olan da odur. Biz kibirli isek o mesul, biz sabırlı isek yine o mesuldür. Biz bütün bunlardan habersiz isek, bundan da o mesuldür. Bize mesuliyetin ne olduğunu bilen muallim lazımdır. Bu muallim; sabrın üstadı, hakikat olduğu için ilmin hayranı, hakikat tohumları ektiği ruhlardan mesul olmanın aşığı, hizmet ehli ve sonsuzluğa  imanın sahibi insan olacaktır.
5-Muallim, sahip olduğu mesuliyetle, içimizde en fazla hür olan insandır. Çünkü mesuliyet, hürriyetin kaynağıdır. Zira vücut zincirlenir, ama fikir zincirlenemez. Muallimin ilim ve ideal insanı olabilmesi için her şeyden evvel gönlü, fikri ve istiklali olmalıdır. Descartes: “Hür olmayan düşünce, düşünce değildir” diyor, o halde hür olmayan muallim de muallim değildir.(1)
Bu veciz anlatımlara ek olarak günümüzdeki değişmeleri de göz önüne alarak bazı eklemeleri de yapmak gerekiyor.
 Özellikle öğretmenlerin kendi meslekleri ile ilgili dikkat etmeleri gereken pek çok husus vardır. Çünkü öğretmen için yaptığı iş meslek olmaktan ziyade bir hayat tarzıdır. Öyleyse öğretmen davranışsal olarak şu yaklaşımlar sergilemesi beklenir:
1.  Öğretmen her durumda faziletli bir kişi olmalıdır. O, mesleği için uygun gördüğü kişileri bu mesleğe girmeye teşvik etmelidir.
2.  Öğretmen daima vakarlı olmalıdır.
3.  Maddi vaziyeti ne olursa olsun mesleki vazifesini asla ihmal etmemelidir.
4.  Öğretmen maddi kazanç için hiçbir müesseseye vasıta olmamalıdır.
5.  Gayr-i ahlaki tavır ve davranışlardan uzak durmalıdır.
6.  Zorda ve darda kalanlara, karşılık beklemeden yardımcı olmalıdır.
7.  Üretici ve faydalı olmalıdır.
8.  Empatiyi elden bırakmamalı, hoşgörü abidesi gibi davranmalıdır.
9.  Toplumun çıkarları her zaman kendi çıkarlarından üstün tutmalıdır.
10.  Öğretmen, kendi meslektaşlarını haksız yere tenkit etmekten ve onları kırmaktan kaçınmalıdır.
11.  Kendi yaşantısı ile örnek bir kişiliğe sahip olmalıdır.
12.   Her öğretmen, daima bir sosyal lider gibi davranmalı, o şekilde yaşamalı ve o ölçülerde bir nesil yetiştirmelidir.
13.  İyi bir öğretmen, yaşadığı toplumun değerlerle mücehhez, hayatıyla, münasebetleriyle, örnek bir insan, yetiştirdiği öğrencileri ile altın bir neslin mimarı olan kişidir. 
 
Aslında “Nasıl bir eğitimci?” sorusuna  “Etkili öğretmenlik” kavramı içinde cevap vermek gerekir.
Jensen ve Kıley (2000, 84–85)’e göre, etkili öğretmenler üç özelliğe sahip olduğunu belirtmektedir . Bunlar; 
“1-Etkili öğretmenler hem ne öğreteceklerini hem de nasıl öğreteceklerini çok iyi bilirler.
2-Etkili öğretmenler çok geniş bir öğretim becerisine ve bunları uygun zamanlarda kullanabilme yeteneğine sahiptirler.
3-Etkili öğretmenler öğrenmeyi kolaylaştıran bir tutum sergilerler. Sıcak ve olumlu bir iklim bu öğretmenlerin sınıflarında hemen göze çarpar.”
Öğretmenin konusuna hakim olması hem kendine güvenini pekiştirir hem de öğrencilerin beklentilerini daha rahat karşılar. İletişimi kuvvetli olur. Tabi öğretmenin kullandığı ifadelerde belirsizlik bulunmamalı, kısa, net ve anlaşılır olmalıdır.
 
 
Gazi KARABULUT
 
  
(1)  Türkiye’nin Maarif Davası, Nurettin TOPÇU, Dergah Yayınları, İst. 1997
(2)  Jensen, R. A. & Kıley, T.J. (2000). Teaching, Leading and Learning: Becoming Caring Professionals. Boston: Houghton Mifflin Company.